CÜNEYT ÜLSEVER
Yazılarından Derleme
MESLEK SEÇERKEN…
Gençler;
Hayatınıza en fazla etki yapacak iki faktör: Eş ve iştir!
Birincisini bir ihtimal ama ikincisini muhakkak bu sınavın sonucu
tayin edecek.
Bugün bu kadar önemli!
Ben bu yazıda ve gelecek hafta "meslek" kavramı üzerinde durmak istiyorum.
Meslek kavramı o kadar önemli bir kavram ki; ileride yaşayacağınız
hayatın türü ve daha önemlisi kalitesini o kelime tayin edecek.
Mesleğiniz ve o meslekte göstereceğiniz başarı size gelirinizi, dolayısı
ile refah seviyenizi, sosyal statünüzü, oturacağınız muhiti, çocuğunuzun
gideceği okulu, sağlık seviyenizi, belki ömrünüzün süresini ve yaşam
kalitesini tayin edecek.
Öte yanda, siz fark etmeyeceksiniz ama şahsiyetiniz de mesleğiniz
ile şekillenecek. Huyunuz suyunuzu mesleğiniz büyük ölçüde belirleyecek.
Askerlerin asker olduğunu, öğretmenlerin öğretmen olduğunu, muhasebecilerin
muhasebeci olduğunu, onlar açıklamadan, hal ve tavırlarından, konuşma
stillerinden anlarsınız.
Zira, bu meslekler onları yeniden şekillendirmiştir.
Bir mühendisin düşünce sistematiği ile bir sosyologun düşünce sistematiği
çok farklıdır. Öyle ki sadece toplumsal olguları algılamakta değil,
basit insani konuları-duyguları kavrar, hatta yaşarken dahi farklı
olurlar.
Bilin ki, çok değil 4 yıl sonra mühendis, muhasebeci, yönetici, edebiyatçı,
bankacı v.b. olarak düşünen, yaşayan, hisseden, davranan insanlar
olacak ve bunun farkında dahi olmayacaksınız. Bu konuda uyarılsanız,
"ama ben hep böyle düşünürdüm!" diye cevap vereceksiniz.
Severek evlendiğiniz eşiniz ile aynı okuldan ama değişik fakültelerden
olsanız bile; yine bazı konularda anlaşamadığınızı, farklı düşündüğünüzü
göreceksiniz. Siz "ama o beni anlamıyor" diye düşünürken o da "beni
çok seviyor ama bazı konularda ne istediğimi göremiyor", diye düşünecek.
Keşke liselerde gençlere genel anlamı ile "meslek" üzerine de dersler
verseler ve bu derslerle onları hayata hazırlasalar. Keşke, gençler
lisede değişik mesleklerden gelen insanlar ile sohbet yapacak ortamlar
elde etseler.
Keşke değişik mesleklerden insanlarla sadece meslekleri ile ilgili
değil, hayatı kavramak üzerine de sohbetler yapabilseler.
"Mesleğiniz ve o meslekte göstereceğiniz başarı size gelirinizi, dolayısı
ile refah seviyenizi, sosyal statünüzü, oturacağınız muhiti, çocuğunuzun
gideceği okulu, sağlık seviyenizi, belki ömrünüzün süresini ve yaşam
kalitesini tayin edecek."
Yaşayacağınız şehri, evleneceğiniz kişiyi, müstakbel dostlarınızı
da büyük bir ihtimalle bu sınav belirleyecek.
Yukarıda meslek ile şahsiyet arasındaki muazzam ilişkiyi vurgulamaya
çalıştım.
"...siz fark etmeyeceksiniz ama şahsiyetiniz de mesleğiniz ile şekillenecek.
Huyunuz suyunuzu mesleğiniz büyük ölçüde belirleyecek. Askerlerin
asker olduğunu, öğretmenlerin öğretmen olduğunu, muhasebecilerin muhasebeci
olduğunu, onlar açıklamadan, hal ve tavırlarından, konuşma stillerinden
anlarsınız.
Zira, bu meslekler onları yeniden şekillendirmiştir."
Gençlerin; meslekler ile ilgili istemeden ve farkında olmadan benimsedikleri
bazı ön-kabuller var.
Bir mesleği değerlendirirken gençler; o mesleğin ne kadar gelir sağladığı,
nasıl bir statü temin ettiği, hangi insan grupları ile yakından ilgili
olduğunu ağırlıklı olarak değerlendiriyorlar.
Meslek seçiminde o mesleğin piyasa değerinin göz önüne alınmasına
hiçbir itirazım yok.
Piyasa ekonomisine inanan bir insan olarak aksini söylemem mümkün
değil.
Bir mesleğin piyasa değeri de onun kazanç seviyesini, statüsünü, sahip
olduğu insan kalitesini de, hali ile, belirliyor.
Ancak, gençler bir mesleğin "piyasa değeri"ni, hatta "popülaritesi"ni
meslek seçiminde tek kriter olarak değerlendirince ben çok rahatsız
oluyorum.
Yanlış değil ama eksik analiz yapıyorlar !
Sürekli tekrarlıyorum, , meslekler insanların şahsiyetlerini de belirliyor.
Belirli bir şahsiyetle size ilave şahsiyet kazandıracak bir mesleğe
balıklama dalıyorsunuz.
İşte bu durumda da olan oluyor.
Gençler, kazandıkları şahsiyet üzerine ilave bir şahsiyet bindirmeye
kalktıklarında, eğer bu iki şahsiyet arasında uzlaşamaz farklar varsa,
kıyamet kopuyor.
Bir ömür boyu, korku filmleri gibi, iki şahsiyet (ruh) aynı bedende
yaşamaya çalışıyor.
Çatışan şahsiyetler aynı bedene girince kedi ile köpek aynı çuvala
sokulmuş gibi oluyor.
Kıyamet kopuyor.
İnsan nedenini bilmeden huzursuz, kavgalı, mutsuz bir ömrü yaşayıp
duruyor. İçeride yangınlar çıkıyor, dışarıda insanlar ağızlarında
hep bir pas tadı ile gezer ruhsuz ve tatsız varlıklara dönüşüyorlar.
Hali ile; huzursuz, kavgalı, mutsuz insanlar işlerinde de başarısız
oluyorlar. Piyasa değeri en yüksek meslekleri seçmiş olsalar dahi,
o mesleğin rantını toplayamıyorlar.
Mesleklerinde başarılı olsalar bile, mutsuzluğu çevrelerini mutsuz
eder, huzursuzlukları çevreye yansır hale geliyorlar.
Kısacası, bu tip insanlar çevrelerinde istenmez, çekilmez insanlar
olarak addediliyor.
Gençler hayatlarını bu kadar derin etkileyen bir seçimi yaparken bilgi
ve becerilerine ve şanslarına güvenmek durumundalar.
Ayrıca, meslek seçiminde mesleklerin piyasa değerlerini de göz önüne
alıyorlar.
Bir mesleği seçerken; o mesleğin ne kadar gelir sağladığı, nasıl bir
statü temin ettiği, hangi insan grupları ile yakından ilgili olduğunu
ağırlıklı olarak değerlendiriyorlar.
Meslek seçiminde o mesleğin piyasa değerinin göz önüne alınmasına
hiçbir itirazım yok.
Ama sadece piyasa değerinin göz önüne alınmasına karşıyım.
Zira, gençler üniversiteye gelene dek belirli bir şahsiyet kazanıyorlar
ama seçtikleri meslek de onların şahsiyetlerini etkiliyor.
İşte olan da o zaman oluyor!
Gençler, kazandıkları şahsiyet üzerine ilave bir şahsiyet bindirmeye
kalktıklarında, eğer bu iki şahsiyet arasında uzlaşmaz farklar varsa,
kıyamet kopuyor.
Tek bedende iki ayrı ruh yaşamaya başlıyor.
Mutsuzluk da böyle ortamlarda yeşermeye bayılır.
Gençlerin meslek seçimini önce ebeveynler, sonra çevre, arkadaşlar,
sevgililer, medya v.b. gibi bir sürü faktör etkiliyor.
Meslek seçimi sırasında gençlerin üzerlerine çok gidiliyor. Devamlı
onlara "bol para kazandıran" meslekleri seçmeleri öneriliyor.
Bol para kazananların nasıl rahat hayat sürdükleri örnekleri ile anlatılıyor.
Medya zengin insanların hayatlarını ballandıra ballandıra nakil ediyor.
Renkli yaşamlar televizyonları süslüyor. Böyle programlar yüksek rating
alıyorlar.
Ama kimse gençlere "içindeki sesi dinle!" demiyor. Kimse hayatta esas
olan mutluluk ve huzurdur, mutluluğu ve huzuru ise ancak içindeki
sesi dinlersen yakalarsın, diyerek nasihat etmiyor.
Gençler!
Meslek seçme yaşına geldiğinizde karakteriniz-şahsiyetiniz; dolayısı
ile zevk ve beğenileriniz, eğilimleriniz, beceri alanlarınız büyük
çapta belirlenmiş oluyor.
Eğer, bu özelliklerinize ters düşen bir meslek seçerseniz, ağzınıza
hayat boyu çiğneyeceğiniz paslı bir demir leblebi alırsınız.
Ne yutabilir, ne de tükürebilirsiniz.
Ağzınızda hep bir pas tadı ile yaşarsınız.
O meslek istediği kadar şaşaalı olsun, istediği kadar bol para kazandırsın,
istediği kadar sizi geniş çevre, itibar sahibi yapsın, size ters gelir.
Sizi bozar. Mutsuz ve huysuz yapar.
Üstelik o meslekte, o mesleği icra etmek esasen içinizden gelmediği
için, başarılı da olamazsınız.
Dünyanın ne pahalı, en zevkli elbisesi de olsa; vücudunuza uymayan
bir elbise üzerinizde nasıl sakil durursa, üzerinizde iken nasıl hep
orasını burasını çekiştirmek zorunda kalırsanız, size uymayan bir
meslek de hayat boyu size ait olmaz, hep bir yerlerden sarkar, hep
orasını burasını çekiştirmek zorunda kalırsınız.
Düşünün 30 yaşında bir mesleğe atılıyorsunuz, 65 yaşına dek o mesleği
icra ediyorsunuz.
Haftada 7X24=168 saat var. Siz en az 40 saati işte geçireceksiniz.
Bu 35 yıllık hayatınızın %24’ü eder.
Tam tamına 8.4 yıl!
Üstelik, mesleğinizi icra etmediğiniz anlarda da mesleğinizi düşünüyor,
mesleğinize uygun yaşıyor, onun koyduğu esaslarla karar veriyor, onun
istediği gibi düşünüyorsunuz!
Sabah yataktan kalkmama isteği, işte istenen her yeni görevin sizi
beter bıktırması, geçmeyen saatler, amirin ters bakışları, diğerlerine
göre daha az alınan zamlar, bir türlü terfi alamam böyle yanlış bir
seçim sonucu başlıyor.
Mutsuz bir kişilik böyle gelişiyor.
Mutsuz kişi de etrafındaki insanları mutsuz etmeye bayılıyor.
Mutsuz insanların evlilikleri daha çabuk çatırdıyor, boşanamasalar
da keyif vermesi gereken bir yuvayı hapishaneye çeviriyorlar.
Ama meslek seçimi yapmadan önce bir kenara çekilin:
"Ben hayatta ne istiyorum?", diye kendinize sorun.
Sorunun cevabını da bir yerden kopya çekmeyin.
Kendi sorunuza kendiniz cevap verin!